Konya Bilişim Derneği- Bilişimcilerin Buluşma Noktası
 
   
 
Duyurular/Etkinlikler
DUYARLI ÜYELERİMİZ
BTVizyon Konya Etkinliği- 8 Mart 2018
Derneğimizin Basın Açıklamaları
Kaydettiğiniz bilgilerin yok olmadığını unutmayın
Derneğimizin basın açıklamaları ulusal basında yankı buldu.
Derneğimizin sosyal ağlarla ilgili basın açıklaması.
BİLİŞİM KENTİ KONYA - Konya Bilişim Etkinlikleri Basın Açıklması
Makaleler
Sosyal Medya ve Güvenlik
İnternet ten Güvenli Alışveriş
Elektronik Postanıza Dikkat
Sanal Alemin Çakma Siteleri
Odamı olalım, dernek mi kalalım?
VİZYON, İNOVASYON VE NURİ DEMİRAĞ
Konya'da Hava Durumu
KONYA
Ziyaretçi Sayacı
Bugün 16
Dün 76
 Toplam
18/09/2012 den beri)
70083
KONYA'NIN EN SEÇKİN BİLİŞİM FİRMALARI BURADA
       
 
 
VİZYON, İNOVASYON VE NURİ DEMİRAĞ
Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmada Değerlendirilemeyen Fırsat

                

VİZYON, İNOVASYON

VE

NURİ DEMİRAĞ

                                                               “Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmada Değerlendirilemeyen Fırsat”

Türkiye Ekonomisi

Ödev Çalışması

Öğr. Üyesi : Prof. Dr Abdülkadir BULUŞ

Hazırlayan: Ahmet ÖZTÜRK

 

Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi

Sosyal Bilimler Enstitüsü

İnovasyon Ekonomisi Ana Bilim Dalı

Tezsiz Yüksek Lisans Programı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İÇİNDEKİLER

 

GİRİŞ. 3

NURİ DEMİRAĞ KİMDİR ?. 3

Çocukluk ve Memuriyet Dönemi 3

Ticaret  ve Sanayi Hayatı 5

İlk Ticari Girişimleri 5

İnşaat Ve Demiryolu Müteahhitliği 5

Uçak Fabrikası Girişimi 6

Matbaacılık Girişimi 14

Siyaset Hayatı 14

NURİ DEMİRAĞ’IN VİZYONERLİĞİ VE YENLİKÇİLİĞİ. 17

Türk Zaferi Sigara Kağıdı 18

Kantariye, İthalat, İhracat İşi 18

Boğaz Köprüsü Projesi 18

Avrupa Vizyonu. 20

Uçak Sanayi Vizyonu. 20

Liberal Bakışı 21

Elektrik Enerjisi Öngörüsü. 21

Yerli Üretim ve Ar-Ge Konusuna Bakışı 21

Doğal Zenginlikleri İşleme Fikri 22

Sosyal Hayata ve Devlet Yönetimine İlişkin Görüşleri ve Projeleri 22

Sonuç. 24

Kaynakça  …………………………………………………………………………………………        25

ŞEKİL LİSTESİ …………………………………………………………………………………………        26

 

 


 

ÖNSÖZ

Nuri Demirağ ismini daha önceden duymuştum. Sadece Sivasta bir Havaalnına bir okula verilmiş isim olarak biliyordum. Ancak Yüksek Lisans hocamızın bu konuda araştırma yaparak ödev hazırlamamızı istemesinden sonra, internette birkaç araştırma yaptım. Alışılmış öğrenci davranışı olarak kopyala yapıştır ve bazı rütuşlarla ödevi hazırlayabileceğimi düşündüm. Hakkında birkaç makale okuduktan sonra, aramayı daha da derinleştirdim. Bulduğum üç belgesel filmi birkaç defa izledim. Daha sonra www.nuridemirag.com sayfasında hakkında yazılmış taranmış pdf formatında iki kitabı okudum, daha güncel olabileceğini  düşündüğüm 2007 baskısı F.M. Dervişoğlu’ nun Türkiye’nin Havacılık Efsanesi : Nuri Demirağ kitabını alarak okudum.  Nuri Demirağ hakkında edindiğim bilgilerden sonra, neden daha önce daha detaylı bilgi sahibi olmadığım konusunda eziklik duydum. 

Nuri Demirağ gibi değerlerimizin, çalışmalarının, vizyonerliğinin, mücadelelerinin okullarımızda okutulması ve gençlerimiz tarafından bilinmesinin toplumsal gelişimimize önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum. Böyle bir değerimizin araştırılması konusunda vermiş olduğu ödevle, ufkumuzu geliştirmemizi ve önemli bir değerimizi tanımamızı sağladığından dolayı, Hocamız, Prof. Dr. Abdülkadir BULUŞ’ a teşekkür ediyorum.

 

 

Ahmet ÖZTÜRK

VİZYON, İNOVASYON VE NURİ DEMİRAĞ

“Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmada Değerlendirilemeyen Fırsat”

GİRİŞ

Nuri DEMİRAĞ’ın vizyoner, yenilikçi ve girişimci yönüyle ele alacağım bu çalışmamda, önce hayat hikayesinin radikal, ilkeli, kararlı ve mücadeleci kişiliğinin bilinmesinde fayda olduğuğunu düşünüyorum.  Endüstriyel faaliyetleri, bu faaliyetlerin  ulusal gelişimimizde yeri ve katkısı, bugün için çıkarılacak dersler açısından değerlendirmeye çalışacağım.

NURİ DEMİRAĞ KİMDİR ?

Çocukluk ve Memuriyet Dönemi

 Mühürdarzede Nuri Bey, Sivas Divriği’de 1886 yılında Divriği Müstantikliği (sorgu hakimi) görevinde bulanan Ömer Bey ve Ayşe Hanım’ın oğlu olarak doğmuştur. Henüz üç yaşında iken, Yıldızeli’nde görevli olan babasını kaza sonucu kaybeder. Üç aylık kardeşi Abdurrahman Naci ile babasız kalır. İki çocukla dul kalan Ayşe hanım sıkıntılı günler geçirmesine rağmen, çocuklarının geleceğini sağlamak için, onları okutmaktan geri kalmaz. Divriği Rüştiye Mektebine bitiren Nuri, aynı okulda muallim yardımcısı olarak görev alır (1902). Okulun Kursucusu ve baş muaalimi olan Süt Molla’nın Nuri’nin kişilik yönünden, dini ve ahlaki gelişiminde çok büyük rolü vardır. 

Ailenin sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalan Nuri, okuldaki görevinin maddi bakımdan yetersiz olmasından dolayı, iş arayışı içerisindedir. 1906 yılında Ziraat Bankasının Memur alım ilanına başvuru yapar ve sınavı kazanarak, 12 Haziran 2006 tarihinde memuriyete başlar.[1] Bu görevi sırasında Kangal ve Divriği çevresinde “murabahacı” adı verilen tefecilerin çiftçileri sömürmesinden rahatsızlık duymaktadır. Kangal’da birbuçuk yıl çalıştıktan sonra Koçgiri(Zara) ilçesine tayin edilir (14 Ağustos 1909). [2] Çiftçi ve esnaf ile kurduğu  olumlu ve yapıcı ilişkiler nedeni ile adını duyuran Nuri Bey,  Muhtaç köylülere, bütün sorumluğu üzerine alarak, Ziraat Bankası ayniyat ambarlarında bulunan zaireyi miri fiyattan dağıtımını sağlar. Bu olaydan dolayı hakkında soruşturma açılır. Açılan soruşturma neticesinde ceza almak yerine taktir görür. [3]

 İkinci Meşrutiyet’in 24 Temmuz 1908 günü ilan edilmesi sonucu diğer Ziraat Bankası çalışanları gibi, ıslahat hareketlerinde  görevlendirilmiştir. Bu kapsamda, İstanbul Hasköy Mal  Müdürlüğünde görevlendirilmesinden sonra, memuriyet hayatında  hızla yükselen Nuri Bey, İstanbul’ un imkanlarından da istifa ederek, Maliye Mektebi Ali’ sine başlar. Konferansları da takip ederek tarih edebiyat ve felsefe alanlarındaki bilgisini de artırmaya çalışıyordu. Nuri , İstanbul’da memuriyet  hayatına başladıktan sonra yedi, sekiz senede “Maliye Şubeleri Müfettişliği” mevkiine kadar yükselmişti.[4] Nuri Bey Beyoğlu’nda gayrimüslümler tarafından saldırıya uğrar ve gurur kırıcı hareketlerle karşılaşır. Bunun üzerine hayatında önemli bir değişikliğe yol açacak bir karar vererek memuriyetten istifa eder. Ticari hayata atılmaya karar verir.

İstanbul’daki görevleri ve görev yerleri kronolojik olarak şöyledir:

a) 11 Mayıs 1911 Hasköy Mal Müdürlüğü Refikliği,

b) 1 Eylül 1911 Beyoğlu Muhasebe Tahsilat Tetkik Memurluğu,

c) 12 Nisan 1912 Varidat Muamelat Katipliği,

ç) 1 Eylül 1913 Beyoğlu Muhasebesi 2’inci Şube Başkatipliği,

d) 3 Haziran 1914 Tophane Tahsil Şubesi Memurluğu,

e) 8 Temmuz 1914 Beşiktaş Varidat Tahakkuk Memuru,

f) 18 Nisan 1918 İstanbul Vilayeti Varidat Mümeyyizi,

g) 23 Nisan 1919 Bandrol Başmemuru,

ğ) 10 Haziran 1920 İstanbul Vilayeti Tahakkuk Müfettişi,

h) 10 Ekim 1920 Memuriyetten istifa etmiştir.[5]

Ticaret  ve Sanayi Hayatı

İlk Ticari Girişimleri

 

Şekil 1 Türk Zaferi sigara kağıdının orta kapağı

            Nuri Bey ticaret hayatına girmeye karar verdiğinde, biriktirdiği 56 altın sarı lirayı,  252 Liraya satarak, sigara kağıdı yapımı işine girer. O günlerde tamamen yabancıların elinde olan sigara kağıdı sektörüne “Türk Zaferi” markasıyla sigara kağıdı üretimine başlar. Kağıtları kendi kesiyor, kendi tutkallıyor, kendi kutulayarak, işportacılar aracılığı ile satışını yapar.  O günlerde işgal altında olan Anadolu’da “Türk Zaferi” markası bir sembol haline gelir ve Anadolu insanı tarafından sahiplenilir. Sigara kağıdı imalı, Tütün İnhisarı İdaresine devredildiğinde bu alandan çekilmek zorunda kalmış, “Kantariye, İthalat, İhracat” sahasında ticari faaliyet göstermeye başlamıştı. 1920 Yılında “Mühürdarzade Kantariye İthalat İhracat Tütün Gümrüğü” şirketini kurdu. Şirketi kurduğunda 40 yaşında idi ve ticaret hayatında önemli bir yer sahibiydi. Milli Mücadele sona erdiğinde, 84 bin lira sermaye sahibi bir iş adamıdır. [6]

İnşaat Ve Demiryolu Müteahhitliği

            Cumhuriyet döneminde demiryolları ve şoselerle başlattığı imar çalışmaları ile, 1926 yılında Samsun-Sivas demiryolunun 7 km lik kısmının ihalesini 210 bin liralık tekifiyle kazanır. Artık inşaat ve demiryolu mütahitliği ile Türkiye’nin en zengin kişisi olmanın yolu açılmıştır.  Tapu dairesinde yüksek mühendis olan, kardeşi Abdurrahman Naci’yi de işinden istiafa ettirerk ortak olarak alır ve ihaleleri takip ederler. Samsun-Erzurum, Sivas-Erzurum ve Afyon-Dinar hattını 1012 kilometrelik demiryolunu kısa bir sürede tamamladı. Çok dağlık ve kayalık arazide balyozlarla dağları delerek tünel açmak zorunda kalmalarına rağmen işlerini zamanında tamamladılar. Başarılarından ötürü 1934 yılında Atatürk kendisine ve kardeşi Abdurrahman Naci Bey’e Demirağ soyadı verdi. Bu çalışmaları sırasında Mareşal Fevzi Çakmak ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük takdir ve destek gördükleri görülmektedir. İşlerinde hiçbir hile olmadan sağlam, kalıcı olmasına özen göstermişler, ihalellerde milli çıkarları gözeterek en düşük teklifleri vermişlerdir. Sivas-Erzurum hattı inşaatında, toplam hat uzunluğu 548 km, 22422 m. Uzunluğunda 138 tüneli, 22 demir köprüsü, yaz günlerinde bir günde çalışan sayısı 27 bini bulan işçi mevcudu ve inşaatın devam ettiği altı yıllık süre içinde yekünü 14.966.300 toplam işçi sayısıyla Türk müteahhitliğinin iftihar vesilelerinden biridir.[7]

Nuri Demirağ’ın yaptığı demiryolu ve faaliyet alanları arasında en önemli girişimleri: [8]

a) Samsun-Sivas Hattı

b) Fevzipaşa-Diyarbakır Hattı,

c) Afyon-Antalya Hattı,

ç) Sivas-Erzurum Hattı,

d) Irmak-Filyos Hattı,

e) Bursa’da Merinos Fabrikası’nın İnşası,

f) Karabük Demir-Çelik Fabrikasının bir kısmı,

g) İzmit Selüloz Fabrikası,

ğ) İstanbul Hal Binası,

h) Eceabat-Havza Şosesi,

ı) Birçok hayrat çeşme yapımı

Uçak Fabrikası Girişimi

            Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrası girilen hızlı kalkınma  döneminde, Birinci Dünya Savaşı ve ardından yaşanan Kurtuluş  Savaşı ve hatta iç isyanlar sırasında önemli katkısı görülen;  ancak dışa bağlı olmanın etkileri acı ve kan ile öğrenilen havacılık  alanı, yüce önder Atatürk’ün “Türk göklerinin Türk imali  tayyarelerle Türk gençliği tarafından korunması… İstikbal göklerdedir!..”  beklentisi ile ifade edilebilecek, öncelikli kalkınma  alanlardan biri olarak belirlenmiştir. Bu yönde girişim olan  Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.) tarafından İstanbul, Yeşilköy’de,  23 Nisan 1926 günü açılan “Tayyare Makinist Mektebi”  gibi havacılık okulları kurulmaya başlamış ve (27 Nisan 1926  günü yapılan T.Ta.C. toplantısında alınan kararla seçilen 5 öğrenci;  Tayyare Makinist Mektebinin 5 Temmuz 1927 günü  mezun olan en başarılı 10 öğrenci gibi) öğrenciler seçilerek  Fransa ve Almanya’ya uçak mühendisi olmak üzere gönderilmiştir.  Bu öğrenciler, Atatürk’ün “…kıvılcım olarak gönderip,  alevler olarak geri dönmelerini beklediği… öğrencilerdendir. [9]

            1925 yılında kurulan, Türk Tayyare Cemiyetinin reisi Cevat Abbas, Türk havacılığını geliştirmek için bir kampanya başlatır. Atatürk bu kampanyaya 10 bin lira ile katılarak dikkat çekmektedir. Vehbi Koç 5 bin, A. Naci Demirağ 120 bin Lira bağış yapar. Nuri Demirağ ise  yardım talep eden heyete “Siz ne diyorsunuz ? Benden bu milletten bir şey istiyorsanız en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse  bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan  beklememeliyiz. Ben bu tayyarelerin fabrikasını  yapmaya talibim…” sözleriyle bir uçak fabrikası kuracağının resmi beyanını vererek işe koyulur. [10]

            Tayyare fabrikası kurma konusunda çalışmalara başlayan Nuri Demirağ, yanına uzman gençleride alarak Moskova, Londra başta olmak üzere Avrupa’nın bütün tayyare fabrikalarını, havacılık kurumlarını gezerek araştırmalar yapar. Türkiye Cumhuriyetinin bütçesi 212 milyon lira olduğu 1936 yılında 11 milyonluk servete sahip olan Demirağ, yabancı lisansla uçak yapmaya sıcak bakmamakta, yeni Türk Tipi  uçak meydana  getirmek düşüncesine sahiptir. Bu konuda çalışmalara yapmış olan, Eskişehir Tayyare tamirhanesinde mühendis olarak çalışan Selahattin Alan’ı yanına ortak olarak alır. Ayrıca beş Alman tayyare mühendisini çalıştırmaya başlar. Avrupa gezilerine teknik elemanlarıda beraberinde götürerek gözlem yapmalarını sağlar. Avrupa ülkelerinde uçak sanayine sağlanan teşviklerin ülkemizde de yapılmasının uygun olduğunu düşünmektedir. Uçak Sanayi konusunda Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Hava Müsteşarı Zeki Doğan, Nuri Demirağ’a destek vermişti. Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a yazdığı bir mektuba cevaben, Fevzi Çakmak tarafından gönderilen mektupta;

 “Milli Müdafa Vekaletine ve İktisad Vekaletine; “

1 - İnşaat müteahhidi Bay Nuri Demirağ’dan alınan bir  mektupta, kendi sermayesiyle Divrik’te bir tayyare fabrikası  ve İstanbul’da bir etüt atelyesi açmak arzusundan olduğu  bildirilmekte ve bu inşaat için müsaade istenilmektedir. 

2 - Memleketimiz için havacılığa karşı günden güne artmakta  olan ihtiyacı göz önüne alarak, kendi sermayesiyle böyle  yüksek bir gayeye girişen mumaileyhin bu fedakârlığı şayanı  takdir görülerek kendisinin bu husustaki dileğine muvafık  cevap verilmiştir. 

3 - Bilgi için M.M. ve İktisad Vekaletlerine arzedilmiştir.”

 Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak 

Cevaplarını vererek bu girişimi desteklemiş ve belirtilen alanda  çalışmasına müsaade edilmiştir.[11]

Nuri Demirağ, Atatürk’ün ‘Türk havaları Türk pazusu kadar kuvvetli  olmalıdır.’ sözüne hizmet etmiş olmak için, Türk yurdunun  ve Ulusunun refah ve emniyeti maksadile Yurda gereken  her türlü hava vasıtalarının ve yedek parçalarının kendi  topraklarımızda, kendi enerjimiz ile temin etmek ve Türk  İşçisinin sarsılmaz kudretinin tezahürüne vesile olmak...  ifadesi ile hedefini açıklamıştır .[12]  Aynı yıllarda, tüm gelişmiş dünya ülkeleri de  yoğun ve sistematik bir şekilde havacılık ile uğraşmakta; havacılık alanında önemli gelişmeler sağlamaktadır.  Pilot Charles Lindbergh’in, ilk defa 5800 km’yi 33,5  saatte tek başına uçarak Atlas Okyanusu’nu geçmesi,  dünya havacılık konusuna ilgisiyi artırmıştır. Yurtdışına uçak mühendisliği öğrenimi için gönderilen öğrencilerin yurda dönmesi, T.Ta.C nin adının Türk Hava Kurumu olarak değiştirilmesi ve yeniden yapılanma sürecine girmesi, Türkiye Kamuoyunda da havacılığa ilgiyi artıran etken olmuştur.

 

Şekil 2  Genç Türk Mühendisleri Türk yapımı uçakların tasarımlarını modern bir ortamda yapıyorlar. Nuri Demirağ ve Tasarım bölümünün başındaki görevli.

   “Nuri Demirağ Tayyare Atelyesi” (NuDTA) etüt (Ar-Ge) atölyesini  de kapsayacak şekilde, 1 Şubat 1937 günü kurulmuştur.  İlk etapta, 300 mektep (eğitim) tayyaresi veya 150 antrenman  (spor) tayyaresi veya 50 avcı tayyaresi kapasitesinde olduğu belirtilen  NuDTA tesislerinin faaliyete geçmesi sonrası, THK’nın  TürkKuşu oluşumu ile gelişen sportif havacılık faaliyetlerinde  artan tayyare ve planör ihtiyacı nedeni ile açılan 24 adet eğitim  tayyaresi ve 65 adet planör temini ihalesi kazanılmıştır. NuDTA tesislerinin Milli Müdafaa Vekaleti Hava Müsteşarı Zeki  Doğan tarafından ziyaret edilmesi sonucu gönderilen 4 Ağustos  1938 tarihli mektuptaki;  “İstanbul’da müessesenizi son ziyaretim esnasında gördüğüm  faaliyet ve çok muntazam mesaiden dolayı göğsüm iftiharla  doldu... Memleketin bugün için en büyük ihtiyaçlarından birini  karşılayan bu yurt sever ve temiz faaliyetinizin sonuna kadar  Türk işçisini ve eserini bütün dünyaya tanıtacak gibi, inkişafını en  temiz duygularımla dilden, sizi candan kutlarım.”  M.M.V. Hava Müsteşarı Z. Doğan’ın  mesajı ile bu girişim, üst seviyede devlet desteği almıştır.[13]

 Çekoslovak Walter motorlarının kullanıldığı NuDTA atelyesinde, Nu.D.36 ve Nu.D.38 tayyareleri başında Selahattin Reşit Alan’ın olduğu teknik ekip tarafından tasarlanmıştır. Ayrıca 1937-1938 yıllarında 65 adet  planör imal edilerek THK’ya teslim edilmiştir.   

 

Şekil 3 Gök Okulu öğrencileri ve Kayı Alp Demirağ.

Türkiye’nin biçok ilçesinde ortaokul bulunmaz-ken, Nuri Demirağ, 1936 yılında, Divriği’de, “Gök Okulu”nun (ortaokul seviyesinde) temelini atarak faaliyete geçirmiştir.  Bu okulda öğrencilerin  tüm masrafları karşılanmış ve havacılığa  özenmeleri için İstanbul’a getirilen  öğrenci-lere, uçuş dersleri verilmiştir.  Nuri Demirağ, Gök Okulu’ndaki çalışma  ilkelerini de;  “İşretten, oyundan, iffetsizlikten,  eğrilikten, tembellikten, zulümkarlıktan sakınınız”  ifadesi ile açıklamıştır.  [14]

 

Şekil 4 Nu.D 38'in yandan görünüşü.

 Tasarımı Türk ve Alman mühendisler tarafından gerçekleştirilen,  başında Selahattin Reşit Alanın yer aldığı ekip, Nu.D.36 tayyarelerin imalini gerçekleştirmiştir.  Uçuş testleri için uçuş sahası ihtiyacını gidermek için, 1559 dönümlük Elmas Paşa Çiftliği satın alınmış 1000x1300 metrelik uçuş sahası yapılmıştır. “Gök Stadyumu” adı verilen bu alan İstanbul Yeşilköy’de Atatürk Havaalanının bulunduğu bölgede yer almaktaydı.  İmal edilen ilk Nu.D.36 tayyaresinin üretim sonrası uçuş testleri,  Selahattin Reşit Alan ve Sabri Alev tarafından yapılmıştır.  NuDTA tesislerinde gerçekleşen ikinci tayyare projesi ise Nu.D.38 adı ile 1938 yılında imaline başlanan yeni model uçak, yük ve yolcu taşımacılığı yanı sıra, savaşta bombardıman uçağı olarak kullanılabilecek özelliklere sahipti.  

13 Temmuz 1938 tarihinde Nu.D.36 tayyaresinin Eskişehir’de yapılan uçuş testleri sırasında, uçak kabotaj olmuş, başmühendis Selahattin Reşit  Alan, İnönü pistine iniş sırasında şehit olmuştur. Bu üzücü kaza ile Demirağ, Türk havacılık tarihinin büyük değeri, yatırımının teknik desteği Selahattin Alanı kaybetbekle kalmamış, aynı zamanda milli bir uçak sanayinin mümkün görmeyen çevreler içinde bir fırsat doğmuştur.[15]

  Bu acı olayın ardından, THK, tayyarenin istenen şartlara uygun olmadığını  belirterek siparişlerini iptal etmiştir.  THK yetkililerinin olumsuz kararlarını değiştirebilmesi için yoğun çaba sarfeden Demirağ, durumu mahkemeye taşımış, kamuoyunun beklentilerini aksine mahkemeden de olumsuz yönde karar çıkmıştır. Mücadeleyi bırakmayan Demirağ zamanın Cumhurbaşkanı’na iki defa mektup yazarak ikna etmeye çalışmış, havacılığın Türkiye açısından önemini, bu konuda yaptığı ve yapabileceği fedakarlıkları detaylı bir şekilde anlatmasına rağmen, mektuplarına cevap dahi alamamıştır.

 

Şekil 5 Nuri Demirağ'ın her yıl geleneksel olarak düzenlediği Gök Bayramında Nu.D 36 ve Nu.D 38 tipi uçaklar gösteri uçuşu yaparlar ve halkta büyük bir merakla yerli uçakları izlerlerdi.

 Nuri Demirağ, paraşüt ihtiyacını karşılamak için, ipek üretme girişiminde   de bulunmuştur. Gerekli ipeği elde etmek için dut ağaçlarının olduğu bir tarlayı alarak ipek böceği yetiştirme girişiminde bulunmuştur. Üretilen Nu.D.36 tayyarelerinin THK tarafından alınmaması sonucu, bu uçakların “Nuri Demirağ Gök  Okulu” nda eğitim amacıyla kullanımına başlanmıştır. Gök Okulu Gök stadyumu arazisinde kurulmuş, 150 yatak kapasiteli yurdu, Deniz uçakları için denizde bir kızak, Hangar, Atölyeler ile teknik eleman yetiştirbilmek amacıyla 17 Ağustos 1941 tarihinde açılmıştır. 17 Ağustos “Havacılık Bayramı” olarak kutlanmaya başlanmıştır.

 Nuri Demirağ, okulun prensiplerini şu şekilde ortaya koymuştur. İnsan gücünün yarattığı her şeyi Türk de yaratabilir,  zafer artık süngünün ucunda değil, tayyarenin kanatlarındadır”  sloganıyla yürütmüştür.  Gök Okulu’ndan mezun olanlar için düzenlenen diploma töreninde;  “Bu altı kanatta yazılı altı nevi fenalığı havada, karada ve  denizde yapmayacağıma, yapanları gücümün yettiği, dilimin  döndüğü kadar uğraşarak yaptırmamaya çalışacağıma  namusum, vicdanım, şerefim, varlığım, benliğim hulasa,  vatanım ve öz Türklüğüm namına and içiyorum. Ömrüm  oldukça bu sayılı fenalıklardan herhangi birini işlersem  ve başkalarının fenalıklarını da usanmadan, asla fütur  getirmeden telkin ve tatlılıkla men’e çalışmazsam gökler  başıma yıkılsın, dağlar beni ezsin, ırmaklar ve denizler  beni boğsun. Hasılı her türlü felaket beni yok etsin.”  metni yemin olarak okunmaya başlamıştır.  Nuri Demirağ’ın yoğun ısrar ve gayreti sonucunda, 1939 yılında,  Yüksek Mühendis Mektebi Makine Bölümü’nde, bir “Tayyare  Şubesi” kurulması çalışmalarına başlanmıştır.  Nuri Demirağ, kendi oğullarını buraya kayıt ettirmiş, kızlarının  da buradan mezun mühendislerle evlenmelerini istemiştir.[16]

Selahattin Reşit Alan’ın üzücü kaza sonunda vefat etmesi, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşına girmesi nedeniyle Alman mühendislerin ülkelerine dönmek zorunda kalması ile NuDTA  tesislerinde üretim akşamıştır. Kudret Mavitan İdaresinde yeniden toparlanan NuDTA tesislerinde ilk uçak 1944 yılında tamamlanmıştır. Tamamlanan Nu.D.38 tayyaresi ilk uçuşunu 11 Şubat 1944 günü gerçekleştirmiştir. Nu.D.38 tayyaresi;  Bursa, İzmir, Atina, Selanik,  Sakarya, Eskişehir, Kayseri, Sivas ve Divriği’ye,  uçurulmuştur. 20 Ağustos 1944 tarihinde, İzmir Milli  Fuarı’nda sergilenmiştir. Sarfedilen bütün çabalara rağmen sipariş alınamamıştır. Yurtdışından gelen birçok talepte, “Yurtdışına uçak satışını engelleyen” kanun nedeniyle karşılanamıştır. Tesislerin varlığını sürdürmesi için uçak ve tank tamirlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Milli Müdafaa vekaleti ile anlaşma yapılmıştır. Bakanlar Kurulu’nun 11.6.1949 tarihli kararı ile de bu anlaşma feshedilmiştir.

Nuri Demirağ’ın girişimleri ile üretilen tayyarelere önce İspanyollar,  sonra da İran ve Irak talip olmuş; ancak satışa müsaade  edilmemiş; uçaklar, uzun yıllar, Yeşilköy’de hangarda bekletilmiştir.  [17]

Mehmet Kum’un anlatımıyla; Nuri Demirağ’ın uçak sanayii yatırımı bir dizi engelle karşılaştıktan sonra akamete uğramış, sektörü terk etmek zorunda bırakılmış, siyasete atılarak, fabrikaları atıl kalmıştı. O günlerin canlı tanıklarından Mehmet Kum THK’ nın Türk uçakları yerine, Fransa’dan hizmet dışı bırakılan Henrio uçaklarını tercih ettiğini, gelen uçaklarında kısa sürede hurdaya çıkarıldığını belirtir. Demirağ’ın uçak fabrikası, çelik yapı işleri üreten bir fabrika olarak hizmetlerini sürdürür. Uçakların bir kısmı Gök Okulunda pilotların eğitiminde kullanılırken, diğerlerinin yurtdışına satılması için teşebbüse geçilir. İspanyollar uçaklara talip olur, fakat Kum’un ifadesine göre İsmet İnönü uçakların satılmaması husunda direnmiştir. Uçaklar 2000 yılına kadar Yeşilköy’deki hangarda çürümeye terkedilmiş. Bir hava kuvvetleri komutanının uçakları askeri müzeye satın almak için girişimi uçakların dört ay önce hurdacıya satılmış olması nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.[18]

İkinci Dünya Savaşı günlerinde Türkiye’de bir kısım devlet erkanında geçerli görüş, “Savaşın sonunun beklenmesi, ve ihtiyaç fazlası araç gereçlerin ucuza kapatılmasıdır.” Bu araçlardan ucuza temin etmek varken Türk tasarımı uçak satın almak “akıllıca” gözükmemektedir.[19]

Atatürk ve Mareşal Fevzi Çakmak , ordunun teknik seviyesinin yükseltilmesine özen göstermiş; 1925 yılından itibaren II. Dünya Savaşının başına kadar, ordudan seçilen subaylar mühendis olarak yurtdışına gönderilmiş, fakat eğitim için gösterilen özen, ne yazık ki eğitimini tamamlayıp yurda dönen teknik personelin istihdamında gösterilmemişti. Bu subayların dönüşlerinde bilgilerinden istifade edilmediği gibi, evrak işlerinde ve tercumanlıkta kullanılmıştı. Mühendisler ise memlekette bir uçak sanayii kurma mücadelesi yerine, eğitim gördükleri ülkelerin gönüllü ithalatçısı oldular. Bazıları ise lisans satınalınmasını savunarak hangi memleketin ve hangi fabrihanın lisansının alınması gerektiğinin kavgasını verdiler.[20]  

Matbaacılık Girişimi

Nuri Demirağ, MKP’sini kurduktan hemen sonra, Hüseyin Avni Ulaş adına bir gazete imtiyazı almak üzere müracaat edilmişti. Gazetenin ismi “Mesuliyet” olacaktı. Kısa zaman sonra Ulaş’ın, MKP’nden ayrılmasından sonra, gazete aynı isimle ama Ulaş’ın idaresinde 17 Temmuz 1946 dan itibaren yayınlanmaya başlamıştı.[21]  DP Milletvekili olan Cihat Baban yönetiminde yayınlanan Tercuman gazetesi Nuri Demirağ’ın Matbaasında basılmaktadır.  Cihat Baban Başbakan Adnan Menderes ile bazı konularda anlaşmazlığa düştüklerinden araları açıktı. Nuri Demirağ’ın kulağına, “Tercüman’ı matbaasında çıkarmaya devam ettiği taktirde binasının istimlak edileceği” haberleri uçuruluyordu.

Nuri Demirağ Bu sözlere aldırış etmeyip “Menderes Eğer fikir ve basın hürriyetini baltalamak isterse gelsin baltalasın, bu memleketin tarihinde benim itibarım artar, onun ismi lekelenir.” diyordu. [22] Nuri Demirağ Matbaayı Kasım Gülek’e satmış, ondan da İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker devralmıştır. Bu Matbaa Ankara’ya taşınarak Rüzgarlı Matbaa ismini almıştır. [23]

Siyaset Hayatı

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra, Dünya’nın birçok ülkesinde olduğu gibi, Türkiyede’de çok partili hayata geçiş ve demokrasi konuları konuşulmaya başlanmıştı. 1945 yılında Cemiyetler Kanunu ve Ceza Kanunda yapılan değişiklik sonucunda yeni parti kurmanın önü açılmıştı.  

Nuri Demirağ, Tahtakale’de sigara kağıdı imalatıyla başladığı ticaret hayatına, inşaat müteahhidi olarak devam etmiş, demiryolu ve büyük inşaat müteahhitliği alanında büyük başarı kazanmıştı. İnşaat sektöründen sağladığı büyük sermaye birikimini, havacılık sektörüne yatırmıştı. Demirağ’ın bütün imkanlarını seferber ettiği bu sektördeki çalışmaları devlet engeline takılmış, inşaat sektöründe olduğu gibi devletle uyumlu çalışma zemini sağlayamamıştı. Demirağ’ı, ülkenin ilk muhalefet partisini kurmaya sevk eden nedenlerden en önemlisinin havacılık sektöründe karşılaştığı engeller olduğu söylenebilir.[24]

Nuri Demirağ, demokrasi için muhalefet  partilerinin gerekliliğine  olan inancı ile seçimlere giren ilk muhalefet partisini kurma  cesareti göstererek Milli Kalkınma Partisi’ni 18 Temmuz 1945  günü kurmuş, 1946 seçimleri ile başlayan süreçte başarı kazanamasa  da Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş dönemi  başlamıştır.  Ancak Siyaset hayatında, iş hayatında olduğu gibi başarı gösterememiş, MKP sürekli iç çekişmelerle anılan bir parti haline gelmiş. Toplantılarında ikram edilen kuzu nedeniyle “Kuzu Partisi” diye basın ve değişik çevreler tarafından alay konusu olmuştur.

MKP nin kuruluş beyanında, devletçiliğin kaldırılması, özel teşebbüsün önünün açılması, iktisadi kalkınma hamlesinin gerçekleştirilmesi, iktisadi hayatta liberalizmin hakim kılınması, devletin sadece kontrol görevini yürütmesi, ağır sanayinin kurulması, karaborsa ile mücadele, Fırat nehri üzerinde bir baraj yapılması, Divriği ve Keban civarındaki madenlerin gereği gibi işletilmesi, İskenderun ve Giresun’a liman yapılması vb. konular yer almaktadır.

2 Mayıs 1954 tarihinde yapılacak genel seçimlerde, DP listelerinde yer alması için, Başbakan Adnan Menderes ve DP ileri gelenlerinin iknaları sonucu, DP Sivas Milletvekili aday listesinden bağımsız aday olarak yer almıştır. Demirağ, DP seçim listesinden adaylığı kesinleştikten sonra Sivas halkına bir seçim beyannamesi yayınlayarak seçime katılmaktaki gayesini izah ederken, daha önce siyasi iktidardan talep ettiği demokratik olmayan kanunların lağvı, anayasa tadilatı, ayan meclisi teşkili, istinaf mahkemelerinin teşkilatı, sanayicidan alınan imalat muamele vergisinin kaldırılması, mülga sanayi teşkilat kanunun yeniden düznlenerek yürürlüğe konması ve devletçiliğin kaldırılarak şahsi teşebbüse önem verilmesi konularında fikir birliği ettiklerini belirmektedir.[25]

Milletvekili seçildikten sonra siyasi ve iktisadi projelerini kamuoyu ile paylaşma imkanı bulmuştur. Meclis çlışmalarında MKP prensiplerini ve projelerini hayata geçirmek için çok sayıda kanun teklifi vermiş ve konuşma yapmıştır. Milletvekilliği süresince üç teklifi, beş yazılı, bir sözlü önergesi ve iki genel kurul konuşması mevcuttur.[26] DP Milletvekili iken şeker hastalığı nedeni ile İstanbul’da, 13 Kasım  1957 hayatını kaybetmiştir. Kurucusu olduğu Milli Kalkınma Partisi’de genel kurul  toplantısını yapmamış olması nedeniyle, 22 Mayıs 1958 münfesih duruma düşerek kapatılmıştır.  Yeşilköy’de bulunan Nu.DTA tesisleri ve Gök Okulu arazisi 1959 yılında istimlak edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NURİ DEMİRAĞ’IN VİZYONERLİĞİ VE YENLİKÇİLİĞİ

Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmada Değerlendirilemeyen Fırsat alt başlığıyla yaptığımız girişle Nuri Demirağı, hayatını, mücadelelerini ve kişiliğini ortaya koymaya çalıştım. Bu bölümde ise Nuri Demirağ’ın vizyoner ve inovatif (yenilikçi) yönünü değerlendirmeye çalışacağım.

 

       Şekil 6  Nuri Demirağ’ın hayatı ve vizyonerliği- Tablo – 1 [27]

 

                   Şekil 7  Nuri Demirağ’ın hayatı ve vizyonerliği Tablo-2  [28]

Somut ve Erişilebilir Hedefler koyan, koyduğu hedefi gerçekleştirebilmek için azimle çalışan bir kişilik sahibidir. Daha ilk ticari hayata başladığında memuriyeti sırasında elde ettiği birikimi olan 56 altın sarı lirayı 252 lira paraya çevirmiş ve on yıl içerisinde bir milyon liralık bir birikim elde etmeyi hedef olarak koymuştur.

Türk Zaferi Sigara Kağıdı

Yabancı işgali altında olan bir ülkede,  ticari faaliyete başlayıp, sigara kağıdı işinin getirisinin yüksek olduğunu tespit ediyor. “Türk Zaferi” markasını verdiği sigara kağıdı imalatına başlıyor. İşgal altında olan bir ülkede zafer sözcüğünün kullanılması, çoğunun türk olduğunu ifade etmekten çekindiği, baskı altında yaşayan insanlar için çekici bir özellik kazandıracağını görüyor. Beklediği gibi Anadoluda büyük kabul görerek, yabancı markalar karşısında ciddi bir rekabet gücü kazanıyor. Bu çalışma önemli bir inovasyon ürünü olarak değerlendirilmelidir. Bu tespit Necmettin Deliorman tarafından şu şekilde yapılmıştır.

Türk halkının kuvvei mâneviyesinin tamamen bozuk olduğu bu mütareke yıllarında mutlaka zafere ulaşılacağını halka telkin maksadı ile “Türk Zaferi” adını taşıyan sigara kağıdı imaline karar verdi ve hemen faaliyete geçti. İmal ettiği bu kâğıtları işgal altında bulunan ve bulunmayan bölgelere sevketti. “Türk Zaferi”’ nin Şöhreti kısa bir zananda yurdun her tarafına yayıldı ve halk bu sembolik zafer müjdecisi ay yıldızlı kapağı bir mukaddes hatıra gibi cebinde taşımağa başladı.[29]

Kantariye, İthalat, İhracat İşi

Sigara kağıdı işinin kamu idaresine devredilmesinden sonra, hemen yeni bir sektöre geçtiği görülmektedir. O günlerde ihracat ve ithalat kavramının tam olarak bilinmediği ve işgal altında bir ülke olan Türkiye’de girişimciliğin yürütebileceğini göstermiş ve işlerini büyütmeyi başarmıştır.

Boğaz Köprüsü Projesi

1931 yılında Asya'yı Avrupa'ya bağlayacak Boğaz Köprüsü projesinin etütlerine başladı. 1934 yılında Amerikanın en büyük çelik şirketi "Bethlehem Steel Company" ile anlaşarak üstünden tren yoluda geçen projesini tamamladı. Projeyi Salih Bozok, Atatürk'e götürdü. Atatürk projeyi çok beğendi, hükümete yolladı. Dönemin Bayındırlık bakanı Ali Çetinkaya "Köprü Boğazın güzelliğini bozar" diye projeyi reddetti. Demirağ "yap - işlet - devret" modeli ile sunduğu köprü projesinin reddi üzerine Bayındırlık Bakanlığı çıkışında "İstanbul buna muhtaçtır, ben yapmazsam çoçuklarıma bırakırım" dedi.[30]

 

Şekil 8 Ahırkapı-Salacak arasında asma köprü projesi[31]

    Nuri Demirağ Sivas Milletvekili olarak TBMM de yaptığı bir genel kurul konuşmasında bu projesini şu şekilde dile getirir. “Yirmiiki sene evvel projesini yaptığım, o zaman 11 milyon liraya mal olacak olan asma köprünün şimdi kaça mal olacağını sordular. Cevaben dedim ki “Bugün onbirin önüne bir sıfır ilavesiyle, ikiye bölünmüş olan şehir birbirine bağlanabilir. Bu köprünün üzerinden ilk vasıa geçtiği andan itibaren de bilhassa Anadolu cihetindeki toprak ve bina kıymetleri birkaç misli artar. Devlet ve Belediye gelirlerini o nisbette artırır. Birkaç sene içinde masrafını çıkartır bedavaya mal olmuş olur. Ancak inşaat malzemesinin büyük bir kısmının hariçten geleceği cihetle, memleketi döviz sıkıntısına sokacağı ileri sürülerek, bu köprğnün hemen yapılmasını münasip görmeyecekler bulunursa, ben birçok faydaları arasında şehri bunaltan trafik sıkıntısını giderecek olan –hatta Boğaziçi’nde yapılacak diğer köprülerin de- hariçten malzeme getirilmemek suretiyle de yapılması mümkün olduğuğunu iddia ediyorum ve diyorum ki; bunları inşa için belli başlı luzumlu maddeler meyanında olan çelik, saç, kablo ve saire gibi maddeler memleketimizin çok zengin yeraltı hazineleri halinde mevcuttur…” [32]

İlk Boğaz Köprüsü Japon Mühendisler tarafından yapıldı. Bugün hala üstünden tren yolu geçen bir boğaz köprüsüne sahip değiliz. "Yap- İşlet-Devret" modelide Türk Ticaret hayatına 1980 yılından sonra girmiştir.[33]

Avrupa Vizyonu

Nuri Demirağ 1954 yılında “Avrupa Birliğini kurmak isteyen ünlü siyaset adamı Henry Spaak’ın ortaya attığı “Müttehit Avrupa” fikri bir gün mutlaka tahakkuk edecektir, çünkü artık bu kıt’a ikide bir işgal edilmekten, yıkılıp yakılmaktan bıkmıştır. Ya birleşip büyük ve ebedi bir kuvvet halinde yaşayacak veya her an bir dev devletin yeni bir işgaline maruz kalacaktır…Mademki ileride bizim de tarihin bu zorlamasına boyun eğmemiz icabedecektir, o halde bu işin çarelerini erkenden aramalı ve kaybedilecek zamanı kazanmalıyız. Türkiye ancak İslam dünyası ile birleşebilir. Bizi NATO’ya bile bin zorla kabul ettiklerini biliyrouz. Yarın herhangi bir Avrupa Birliğine katılabilmemiz için din, an’ane ve kültürümüz, hatta ve hatta tarihimiz bile bize yardım edemez. Bu itibarle bizim için tek kurtuluş çaresi İslam ve Şark Birliğini kurmaktır. Hem de bu işin öncüsü sıfatını taşımak bizim için hem mümkün hem de kolaydır.” demişti. Maastrict Anlaşmasıyla "Müttehit Avrupa" - "Avrupa Birliği" kurulmuştur. 2006 yılında Türkiye - AB ilişkileri 50 sene önceki Nuri Demirağ açıklamalarını hatırlatmaktadır.[34]

Uçak Sanayi Vizyonu

Saatte 325 KM yapabilen, 1000 KM mesefaye kadar gidebilen, 5000 fit'e kadar çıkabilen tamamen yerli yapım Nu.D 38 uçağını yaptı. İkinci Dünya Savaşında kullanılan Dakotalar (D.C) ancak 3500 fite kadar yükselebilirken, 1970 yılında Türkiye'nin aldığı F-27 'ler 6000 fit'e kadar yükseliyordu. Bu da 1944 yılında Nu.D 38'in dünya standartlarının üstünde bir uçak olduğunun göstergesidir.[35]

            Uçak sanayi ve diğer sanayilerin ulaşmasını arzu ettiği vizyonunu 17 Ağustos 1941 yılında Tasvir-i Efkar gazetesinin muabiri Kandemir’e şöyle ifade eder. “Evvala bu müesseseyi fevkalade genişletmek, birmilyon ikiyüzbin liraya mal oacak büyük Yeşilköy Gök Lisesini kurmak… Divriği’de binlerce genci sinesine alacak, telsizciliği, motorculuğu, pilotluğu, mühendisliği, paraşütçülüğü vesaire 12 subeyi ihtiva edecek şekilde Gök Üniversitesi tesis etmek. Sonra … şu çayırın bir kenarında, muradına ermiş insanların huzur ve saadetiyle oturup kahvemi içerken, bir işaretle yüzlerce tayyarenin birden havalandığını görmek.” [36]  Şeklinde açıklar.

Liberal Bakışı

MKP parti programında devletçiliğin tamamen terkedilip liberal ekonomik politikalar üretilmesi, ve paraya değer kazandırılarak enflasyonist politikalardan kaçınılması gerektiğini yazmıştır. Türkiye ancak 1980 sonrası liberalizme geçebilmiş ve 2000'li yılların ortasına kadar enflasyonla büyük mücadale vermiştir. “Serbest teşebbüsün Türkiye’yi kurtaracak tek çare olduğunu ve bunun da mevcut tek parti rejimi değişmeden kabul olamayacağını ilk defa cesaretle haykıran o olmuştur.“ [37]

Elektrik Enerjisi Öngörüsü

1944  yılında, Sivas şehir ve köy planlarını hazırlarken (Sivas'a elektrik sağlamak için) Keban Barajı projesini çizmiş ve Keban Barajı yapılmasını teklif etmiştir. 1966 yılında Keban Barajının yapılması meclis gündemine alındı.[38]

Yerli Üretim ve Ar-Ge Konusuna Bakışı

Avrupa'dan, Amerika'dan lisanslar alıp tayyare yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa ve Amerika'nın son sistem teyyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir." diyerek Milli Sanayinin ülkeyi kalkındıracağını belirtmiştir. Montaj sanayiine karşı durmuştur. 1965'lere kadar Türk iktisat kitaplarının bir kısmında yerli araştırıma ile yapılan milli sanayileşme "Nuri Demirağ Modeli" olarak geçmiştir. 1965 yılından sonra AR-GE kavramı Türk diline yerleşmiştir. 1995 yılında Türkiye montaj sanayii ile 1995'lere kadar gelmiş, Türkiye'nin uluslararası rekabette fiyat avantajı azalmaya başlamasıyla, montaj sanayiinin ülkeyi kalkındıramıyacağını anlayıp yerli AR-GE çalışmalarına başlamıştır.[39]

Doğal Zenginlikleri İşleme Fikri

 Nuri Demirağ, “Demir madeni, zengindi. Fakat kasabaya büyük bir menfaat temin edecek vaziyette değildi. Çünkü maden cevherleri orada işlenmiyordu. Başka yerlere naklediyordu. Böylece, o madende çalışanların faaliyetleri sadece hamallığa inhisar ediyordu. Halbuki; kasabanın civarında, kömür madenleri vardı. Bunların topraktan çıkarılıp demir madeninin bulunduğu yerlere nakledilmesi pek kolaydı." diyerek madencilikte, değerli madeni çıkartmaktan çok o madenin işlenmesinin esasen Türk ekonomisine katkı sağlıyacağını belirtti.Ve bunun üzerine Karabük Demir-Çelik, İzmit Selüloz fabrikalarını kurdu. 2006 yılında, Türkiye hala kendi madenlerini işlemekten çok Nuri Demirağ'ın tabiriyle "hammallık" yaparak madenleri çıkartıp, üçüncü ülkelere satarak orada işlenmesini sağlıyor, böylelikle madencilik Türk ekonomisine çok büyük bir katkı sağlamıyor.[40]

Sosyal Hayata ve Devlet Yönetimine İlişkin Görüşleri ve Projeleri

 Nuri Demirağ 1947 yılında ilk şehir ve köy planlarını hazırladı. Bu planlar içinde her şehirde bir havaalanıda vardı.  Türkiye'de şehirler 2000'li yıllara kadar plansız büyüdü. Bu sebeble 2000'li yıllarda "Kentsel Dönüşüm Projeleri" hazırlandı. 1947'de Nuri Demirağ'ın hayali olan "her şehire bir havaalanı" da ancak 1990'lı yıllarda gerçekleşti.[41]

 

Şekil 9  Nuri Demirağ'ın çiftçi ve amele evleri projesi

 

Şekil 10 Nuri Demirağ'ın Ziraat Köyleri Projesi

 

Şekil 11 Nuri Demirağ'ın Sanayi ve Maden  köyleri projesi

Madencilik sanayileşme ve ziraatin birlikte ele alınmasını, yüzde sekseni köylü olan bir ülkenin kalkınamayacağını, madenlerin etkin şekilde işlenmesi, ağır sanayinin geliştirilmesi ile mümkün olacağını savunmaktadır. Bu amaçla köyleri bir plan dahilinde projelendirmiş ve köylerin özelliklerine göre Ziraat, Sanayi ve Madencilik köyleri şeklinde üç farklı proje geliştirmiş, köylerde sosyal, kültürel sportif alanlar, okullar, hava alanları en ince detayına kadar düşünülmüştür. Eğer bu projeler gerçekleştirilebilmiş olsaydı ki, Devlet ileri gelenleri tarafından eğer üzerinde ciddiyetle düşünülmüş olsaydı gerçekleşmesi mümkündü. Bugün büyük şehirlerde çarpık kentleşme, ulaşım, hava kirliliği ve geçim sıkıntısı, yüksek suç oranları gibi sorunlar yaşanmayacaktı. Planlı olmayan kentleşmenin bedeli olarak, bugün kentsel dönüşüm nedeniyle, yapılmış olanların yıkılması gerekmeyecekti.

Nuri Demirağ MKP parti programında (1949) zorunlu askerliğin kaldırılması, profesyonel orduya geçilmesi, Ordu'da "silahlı teknolojik güce" ve "teknolojik ekipmana", insan gücüne oranla daha fazla odaklanmayı önerdi. Günümüzde Türk Silahlı Kuvvetlerinde profesyonel ordu kurulması konusunda hazırlık çalışmaları devam etmektedir.[42]

Milli Kalkınma Partisinin 1949 yılındaki parti programında "Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi"'ne dair madde vardır.  Günümüzde, Nuri Demirağ'ın Türk siyasi tarihinde ilk defa dile getirdiği "Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi" yürürlüğe geçmek üzeredir.[43]

 

Sonuç

            Nuri Demirağ örnek kişiliği, vizyonerliği ve yenilikçiliği ile ülkemiz için önemli bir kazançtır. Kişisel hırslarından ziyade ülkesine faydalı insan olma mücadelesi içinde olmuş. Kazandığı bütün servetini ülkesi ve idealleri için harcayabilen gözükara fedekar bir kişidir. Kendi ifadesiyle dünyaya otuz yıl erken gelmiştir. Kanaatimce Nuri Demirağ’ın dünyaya otuz yıl erken gelmesi değil, Atatürk’ün genç yaşta erken vefat etmesi ülkemizin en büyük talihsizliklerinden biridir.

            Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda başlatılan hızlı kalkınma hamlesi sürdürülebilmiş olsaydı, özel girişimcilerin önü açılmış olsaydı, ülkemiz hedeflenen muasır medeniyetler seviyesinin en önünde olacak ülkelerden biri olabilirdi.

            Değil 1920 ler daha 1980 li yıllarda iktisadi kalkınma hamlesi başlatan uzak doğu ülkelerinin bilgi teknolojileri sayesinde geldikleri noktaları görmekteyiz. Nuri Demirağ gelişmenin Teknoloji ile gerçekleşebileceğini 90 yıl önce görmüş, Türklerinde üretebileceğini ve marka ortaya çıkarabileceğini göstermiştir.

           

 

 

 

           

 

 

Kaynakça

  1. Deliorman, M. N. (1957). Nuri Demirağ'ın Hayat ve Mücadeleleri. İstanbul: Nu. D. Matbaası.
  2. Dervişoğlu, F. M. (2007). Nuri Demirağ Türkiyenin Havacılık Efsanesi S:62. İstanbul: Ötüken Yayınevi.
  3. EREL, C. (2012). Türkiye’de, Endüstrinin Gelişiminde İz Bırakanlar :Mühürdar Zade Mehmet Demirağ. MSI Aylık Savunma Teknolojileri Dergisi.
  4. TBMM Tutanakları, T. (1956).
  5. www.nuridemirag.com. (2014). www.nuridemirag.com.
  6. YALÇIN, D. O. (2009). Mühürdarzade Nuri Bey’in (Demirağ) Hayatı ve Çalışmaları. Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi s:44 Güz 2009, 743-769.
  7. Z. ŞAKİR; “Nuri Demirağ Kimdir?”, Kanaat Matbaası, İstanbul, 1947. 

 

 


 

 

ŞEKİL LİSTESİ

Şekil 1 Türk Zaferi sigara kağıdının orta kapağı 5

Şekil 2  Genç Türk Mühendisleri Türk yapımı uçakların tasarımlarını modern bir ortamda yapıyorlar. Nuri Demirağ ve Tasarım bölümünün başındaki görevli. 9

Şekil 3 Gök Okulu öğrencileri ve Kayı Alp Demirağ. 10

Şekil 4 Nu.D 38'in yandan görünüşü. 10

Şekil 5 Nuri Demirağ'ın her yıl geleneksel olarak düzenlediği Gök Bayramında Nu.D 36 ve Nu.D 38 tipi uçaklar gösteri uçuşu yaparlar ve halkta büyük bir merakla yerli uçakları izlerlerdi. 11

Şekil 6  Nuri Demirağ’ın hayatı ve vizyonerliği- Tablo – 1 17

Şekil 7  Nuri Demirağ’ın hayatı ve vizyonerliği Tablo-2  17

Şekil 8 Ahırkapı-Salacak arasında asma köprü projesi 19

Şekil 9  Nuri Demirağ'ın çiftçi ve amele evleri projesi 23

Şekil 10 Nuri Demirağ'ın Ziraat Köyleri Projesi 23

Şekil 11 Nuri Demirağ'ın Sanayi ve Maden  köyleri projesi 23

 



[1] Dervişoğlu, F. M. (2007). Nuri Demirağ Türkiyenin Havacılık Efsanesi S:62. İstanbul: Ötüken Yayınevi.

 

[2] Dervişoğlu, F. M. (2007). Nuri Demirağ Türkiyenin Havacılık Efsanesi S:63. İstanbul: Ötüken Yayınevi.

 

[3] (Dervişoğlu, 2007) s: 63

[4] (Dervişoğlu, 2007) s:66

[5] (Dervişoğlu, 2007) s: 66

[6] (Dervişoğlu, 2007)  s:71

[7] (Dervişoğlu, 2007) s: 87

[8] (YALÇIN, 2009) s: 749

 

[9] (EREL, 2012)

[10] (Dervişoğlu, 2007)  s:91

 

[11] (EREL, 2012)

[12] (EREL, 2012)

[13] (EREL, 2012)

[14] (EREL, 2012)

[15] (Dervişoğlu, 2007) , s:107

[16] (EREL, 2012)

[17] (EREL, 2012)

[18] (Dervişoğlu, 2007) s: 118-119

[19] (Dervişoğlu, 2007) s:110

[20] (Dervişoğlu, 2007) s:111

[21] (Dervişoğlu, 2007) s: 131-132

[22] (Dervişoğlu, 2007) s:135

[23] (Dervişoğlu, 2007) s: 135

[24] (Dervişoğlu, 2007) s: 153

[25] (Dervişoğlu, 2007) s:180

[26] TBMM Tutanakları

[27] (www.nuridemirag.com)

[28] (www.nuridemirag.com)

[29] (Deliorman, 1957) s:10

[30] (www.nuridemirag.com)

[31] (Deliorman, 1957)

[32] TBMM Tutanakları

[33] (www.nuridemirag.com)

[34] (www.nuridemirag.com)

[35] (www.nuridemirag.com)

[36] (Dervişoğlu, 2007) s: 92

[37] (Deliorman, 1957)

[38] (www.nuridemirag.com)

[39] (www.nuridemirag.com)

[40] (www.nuridemirag.com)

[41] (www.nuridemirag.com)

[42] (www.nuridemirag.com)

[43] (www.nuridemirag.com)

                                                                                                        

Ekleme Tarihi : 03.05.2014 17:03:13 Gönderen : Ahmet Öztürk   Görüntülenme sayısı: 4215
Kimler Görüş Bildirebilir
 
 
Görüşler-Değerlendirmeler
 
         
Anasayfa
 
   
ÖZBİM Eğitim Kurumları'nın Konya Bilişim Derneğine hediyesidir